Ayrımcılık Yapan Bireylerin Acı Sonları

14

Çocukların dördü de babalarının kollarına sarıldı. Ama cani baba kimseyi umursamayıp var gücüyle sıkıyordu zavallı annelerinin boğazım.

Gözü dönmüştü. Onca çocuğun annesini Öldürüp öksüz kalmaları umurunda bile değildi. Çaresizce bu tabloyu izleyen Güler’in kızı Ceylan’ın aklına bir an Sinan geldi. Olaya müdahale etmesi için ağlayarak gidip Sinan abisine haber verdi. Çoktan uyuyan Sinan ile eşi haberi alır almaz geldiler. Hepsi birlikte zar zor zapt edebildiler, biraz daha Sinan geç gelseydi Kerime’nin ölümü içten bile değildi.

Sinan o gece babasını ikna edip sakinleştirmek için odasına götürdü. Çocuklar da yüzü kansızlıktan mosmor olmuş zor nefes alan annelerine sarılıp saatlerce ağlayarak sonunda uykuya daldılar.

Anneleri için aldıkları hediyeyi de gününde veremediler ancak üç gün sonra kendine gelebilen annelerine verebildiler. Ömründe bir kez olsun sevinemeyen Kerime, çocuklarının hediyesi karşısında sevinçten ağladı.

Birkaç gün sonra Kezban ailenin bütün bireyleri bir aradayken annesinin sağlık durumunu anlatmaya başladı. O günlerde sağlık karneleri olan yeşil kartları yeni çıkmıştı. Maddi açıdan masrafın çok gitmeyeceğini düşünen Abdullah Ölseydi de kurtulsaydık. Götürün artık orada ağabeyleri baksın. Kerime sabah çocuklarının yanaklarından, tek tek Öptü. Turaç uyuyordu; ağlar diye uyandırmaya kıyamadı.

Benimle olacaksın anlamındaydı. Çocuklarının anlamaması için kullanılan şifreli bir cümle idi.

Hastalıktan zor nefes alabilen zavallı Kerime durumu anladı.

Hastayım hiç halim yok. Hiç mi Allah’tan korkmuyorsun, görmüyor musun halimi?

Eşin yatağım sersin bu gece, ne olur?

Abdullah küfürlü bir şekilde kükremeye başladı.

Sen kimsin yatağını sermem diyorsun. Şifreli konuşmalardan habersizdi.

Tamam baba, annem hasta, ben sererim yatağım. Baba Abdullah işi iyice inada bindirdiniz.

Sen sus, sen de onun kızısın ne de olsa.

14

Ortamı iyice gerip, yerde hasta olarak yatan zavallı Kerime’ye saldırmaya başladı.

Bir cevap yazın