Ellerimin İçine Küçük Bir Öpücük Kondurdu

13

Kezban annesini kırmadı eline bir börek alıp çocuğa verdi. Böreği eline alan yıkamacı çocuk Kerime’nin o nur yüzüne teşekkür edercesine tebessüm içerikli bir gülümseme yolladıktan sonra iştahla yolladığı böreği ısırdı.

Kısa bir süre sonra anonsun uyarısıyla tekrardan otobüsteki koltuklar? na geçip yolculuklarına kaldıkları yerden devam etmeye başladılar. Otobüsün geçtiği yerleşim yerlerinde kol kola gezen evli çiftleri, birbirlerine sarılan sevgilileri, değişik giyinimli, saçı başı açık özgür kadınları görünce birden bir eziklik oluştu içinde. Başım eğip mavi lastik ayakkabısına baktı sonra bir kefen gibi tüm Vücudunu saran uzun beyaz fistanını süzdü. Başındaki kefil diye adlandırılan yazmasına elini attı. Kendisiyle onlar arasında dünyalar kadar fark vardı.

Ayağıma küçük bir öpücük kondurdu. En küçük oğluydu, bir türlü kopamadı. O küçük yaşta annesiz bırakmak en büyük işkenceydi. Ama başka çaresi yoktu. Sonra kuması Güler’le de vedalaştı.

Hakkın geçmişse hakkım helal et. Güler belki geri gelemem, çocuklarına da sana emanet, ne olursun kendi çocuklarından ayrı görme.

Gelinini de öpüp kızı Kezban ile Adana yollarına düştüler.

Abdullah önceden Kerime’nin ağabeylerini arayarak geleceği konusunda haber verdi. Kezban’ı da Ceyhan otogarında inmeleri için tembihledi.

Kerime camın kenarındaki koltuğa oturdu. Otobüsün geçtiği yerleri büyük bir keyifle izlemeye koyuldu. İlk defa böyle uzun bir yolculuğa çıkıyordu. Hem uzun yolculuğu hem de yıllardır göremediği ağabeylerine kavuşması onu heyecanlandırıyordu. Öte yandan evdeki çocuklarından ayrılma üzüntüsü içindeydi; hüzün ile sevinci aynı anda yaşıyordu. Otobüs Şanlıurfa yolundan gideceği için Mardin’in içinden geçmeyecekti.

Bazen yüzünü çevirip diğer camdan Suriye sırını öte tarafındaki köyleri seyrediyordu. Bir an dağın başında büyük bir ustalıkla kurulmuş Mardin’i gördü. İlk başta tanıyamadı, geldiği zaman hastaydı nasıl gelip nasıl gittiğini dahi bile anlamamıştı. Kızı Kezban su getiren muavine sorunca Mardin olduğunu anladı. Mardin dağlarına saldığı kuşu geldi aklına, 0 an büyük bir hüzün çöktü yüreğine.

Sanki yavrusunun onu çağıran sesi yankılanıyordu kulağında. Birden iki damla gözyaşı döküldü gözlerinden, kızı Kezban görmesin diye daha yanaklarından yere düşmeden eliyle sildi. O iki gözyaşının içinden çok şey saklıydı.

13

Güler de bir yanda Abdullah’ın o koca vücudunu zavallı Kerime’nin üstünden kaldırmak için var gücüyle mücadele ediyorlardı. En altta öylece bir ölü gibi sessizce duran zavallı annelerinden çıt çıkmıyordu.

“Ellerimin İçine Küçük Bir Öpücük Kondurdu” üzerine 1 yorum.

  1. Abdullah’ın şiddeti, baskısı, hakareti hiç eksilmiyordu. Kerime’nin Vücudunda yüzlerce darp izi bırakmıştı.

Bir cevap yazın