Hastahaneye Gönderilen Kızın Hayat Burkan Dramı

17

Annenin durumu iyi değil, bir ay içerisinde onu mutlaka başka bir ile veya ilçeye bu hastalıkla ilgili imkanları olan bir hastaneye götürmeniz gerekir. Batıda tanıdıklarınız var mı?

Kezban biraz düşündükten sonra, köyleri boşaltıldığında dayılarının Ceyhan ilçesine taşındıklarını annesinden duymuştu. Hatta birkaç kez kendisi bile görmediği bu dayıları ile telefonla görüşmüştü. Aklına onlar geldi.

Yok, sadece Adana Ceyhan’da dayılarım var.

Kardiyoloji doktoru.

Tamam, bu iyi, orada da güzel hastaneler var bu tedavi konusunda.

Yalnız bir ay zamanınız var. Babana durumu söyle, tam yola çıkacağınız gün buraya uğrayın sevkinizi düzenlerim.

O gün doktordan duyduklarım annesine iyi bir zamana denk getirip öyle anlatmayı sonra da babası ve abisi Sinan’a söylemeyi düşünüyordu.

Ne yapsın zavallı, yaptığı en ufak hatada Abdullah’ın şiddetine muhakkak maruz kalıyordu. Bununla beraber, çocuklarda anneleri dayak yemesinler diye gerekli hassasiyeti gösteriyorlardı. Annelerine babaları tarafından şiddet uygulandığında, siper olup babalarının paçalarından tutarak ellerinden gelen tek şey, yalvararak mani olmaya çalışırlardı. Ama her defasında annelerine siper olan çocuklar da tıpkı anneleri Kerime gibi dayaktan nasibini alıyorlardı.

Cizre ile köyleri arasında 30 dakikalık yol olmasına rağmen Kerime’nin 15 günde bir Cizre devlet hastanesine kontrole götürülmesi gerekirken, tam hasta yatağına düşmeden gönderilmiyordu. Oysa köyün dolmuşları her gün ucuz bir fiyatla yolcu götürüp getiriyorlardı.

Hastaneye gideceği zaman da, onunla bir tek kızı Kezban refakatçi olarak giderdi. Zavallı Kezban hastanede annesinin bütün işlemlerini yaptıktan sonra akşama doğru annesini dolmuşa bindirip eve getirirdi.

Kerime o hasta hali ile dolmuşa binip hastanede poliklinik poliklinik gezerken çok acı çektiği hatta bazen yürümeye takati olmadığı halde elinden geldiğince acısını kalbine gömüp yavru ceylanını üzmemek için belli etmemeye çalışıyordu.

Bir günün akşamı Kerime ile kızı Kezban yine her zaman olduğu gibi hastaneden gelmişlerdi. Dışarıda hava soğuktu. İkisi için çok yorucu bir gün olmuştu. Tahlillerden dolayı damarlarından kan alınmış fakat gerek damarlarının ince olmasından, gerek kam alan hemşirenin acemiliğinden kollarına, ellerine birçok kez iğne batırılmış o gün diğer günlere göre biraz daha canım acıtmışlardı. Üstelik araba tutmuştu ikisini de, arabadan iner inmez kusmuşlardı. Yarı baygın ve hasta bir şekilde sobanın bir kenarına uzanmıştı.

Binlerce kez şükredip hayatına kaldığı yerden devam etmeye başladı.

Kerime ömründe bir kez olsun aşık olmamıştı. Ömrünü ve her şeyini çocuklarına adamış bir anne olarak tek aşkı onlardı. Üstlerini düzeltiyor, dikiş makinesiyle onlara elbiseler dikiyor, erkenden kalkıp kahvaltılarını hazırlayıp zamanında okullarına gönderiyordu. Okuma yazması yoktu. Ama her gün çocuklarım tembihliyordu.

17

Ödevlerinizi yapmayı unutmayın.

Bir cevap yazın