Paralarının Nereye Gittiğini Bile Anlamadılar

15

Paralarında birkaç kuruşun eksik olması üzerine bakkalcı ağabeylerine yalvara yakara pazarlığa girişen çocuklar bu işten başarı ile çıkmış, annelerine aldıkları hediye saatini bir defter kabı jelatinine sarıp bantlamış bir vaziyette, hasta olan annelerini böyle bir günde bir nebze de olsa sevinecekleri umuduyla heyecanlı bir şekilde evin kapısına geldiler.

Evin içinde yükselen çığlıkları duyduklarında annelerinin babalarından yine şiddet gördüğünü anlamış ve sevinçleri kursağında kalmıştı; koşa koşa odaya girdiler. Karşıladıkları manzara bu yaştaki çocuklar için çok kötüydü.

Çok sevdikleri, yere göğe sığdıramadıkları, onun anneler gününü kutlamak için ellerinde tuttukları hediyeyi verip ellerini öpüp doya doya sarılacakları biricik anneleri, o an babalarının altında ölümle pençeleşiyordu. Odanın bir köşesinde üvey kardeşleri korku ve panik içerisinde birbirlerine sarılmış ağlıyorlardı. Ablaları Kezban ile üvey anneleriyle kaldılar.

Tamam, ama Sinan ağabeyiniz odasında yemek yiyor, sakın sizi görmesin yoksa çok kızar.

Tamam, hemen geliriz abla.

Çocukların evden çıkmalarının sonrasında on dakika gibi bir zaman geçmişti ki Abdullah eve geldi. Güler yemeğini önüne koyup bulaşıkları yıkamak için mutfağa gitmişti. Kezban da bir bez ıslatmış, sobanın kenarında hasta bir şekilde uzanan annesinin başının üstüne koymuş öylece başında bekliyordu.

Abdullah, bugün ne yaptınız, doktor ne dedi, demeden iştahla önüne gelen yemeğini yiyordu. Güler’in bir kızı mutfakta annesine yardım ediyor diğerleri de evin bir köşesinde yüz üstü uzanmış ödevlerini yapıyorlardı. Onlar daha gündüzden annelerinin hediyesini almışlardı.

Kezban arada bir gözlerinin ucu ile korkak bir şekilde babasını süzüyordu. Karşımda yemek yiyen babası ona saldırgan yırtıcı bir kaplan gibi görünüyordu. Eğer sorarsa hemen annesinin durumunu anlatacaktı babasına.

Abdullah yemeğini yedikten sonra sofradan çekildi.

Kezban kaldır şunları.

Sonra tütün tabakasına sarıldı. Babasının önündeki sofrayı kaldıran Kezban elinde komşuların getirdiği mercimek çorbası ve bir parça ekmekle tekrar odaya geldi. Annesine yaklaşıp dizlerinin üstüne oturdu.

Anne kalk bir iki kaşık çorba iç. İlaçlarını daha içmedin.

Zorla da olsa annesinin başının altına bir yastık koyup destek yaparak birkaç kaşık çorba içti. Sonra da bir bardak suyla ilaçları doktorun tavsiye ettiği gibi verdi. Tam o sırada sırtım yastığa verip sigarasını iştahla içen Aliye dönüp baktılar.

15

Ali birazdan yatağımı ser uyuyacağım. Orada yatağımı ser demek sadece yatağın serilmesi değildi.

Bir cevap yazın